Petrol fiyatları hızla artış gösterirken, dünya genelinde enerjiye dair kaygılar yükseliyor. Basra Körfezi ile Umman Denizi arasında yer alan Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, ekonomileri derinden etkilemeyi sürdürüyor. Ekonomist Dr. Hakan Çınar, TGRT Haber’in canlı yayınında bu durumu ve etkilerini detaylı bir şekilde ele aldı.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapama ihtimaline yönelik yaptığı açıklamaları değerlendiren Çınar, durumun tam anlamıyla bir kapanma olmasa da önemli kısıtlamalara yol açabileceği konusunda uyarılarda bulundu.
Çınar, İran’ın tutumuna dair "Hürmüz Boğazı’nı kapatmayı düşündüklerini, ancak bunu açıkça belirtmediklerini söylüyorlar. Sanki sadece kendi tercih ettikleri gemilere izin verecekler gibi bir izlenim yaratıyorlar. Tam bir kapatma durumu yaşanmasa da, etkili bir engelleme ile karşılaşabiliriz." dedi.

DÜNYA PETROL TİCARETİNİN YÜZDE 20'Sİ BURADAN GEÇİYOR
Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji dinamikleri açısından ne denli önemli olduğuna dikkat çeken Çınar, enerji akışındaki kesintilerin dünya genelinde ciddi etkiler doğuracağına işaret etti.
Çınar, "Bu bölge, global enerji ticaretinin temel hatlarından birisi. Basra Körfezi ile Umman Denizi arasında dar bir geçit olmasına rağmen, petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si buradan geçiyor. Aynı zamanda sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin de yüzde 30’u bu hat üzerinden sürdürülüyor." şeklinde konuştu.

ABD'nin enerji üretiminde sağlam bir konumda olduğunu belirten Çınar, buna rağmen krizin Amerika’yı dolaylı yollarla da etkileyeceğini vurguladı ve "Trump’ın iddialarını kısmen doğru kabul etmeliyiz. Amerika kendi petrolünü üretiyor, fakat bu durum dünya ekonomisine zarar vermeyeceği anlamına gelmiyor. Amerika da bu durumdan etkilenmekten kaçamayacak." dedi.

PETROL FİYATLARI ARTTIKÇA ENFLASYON DA YÜKSELECEK
Petrol fiyatlarındaki artışın küresel enflasyonu yeniden yukarı çekebileceğine dikkat çeken Çınar, "Brent petrol neredeyse 100 dolara ulaşmış durumda. Bu eşik oldukça kritik. Petrol fiyatları yükseldikçe, hepimizin harcama maliyetleri de artacak. Araçlara konulan yakıtın maliyeti, evde ısınma masrafları yükselecek, en önemlisi üretim maliyetleri artış gösterecek." dedi.
Enerjinin sanayi için temel girdilerden biri olduğunun altını çizen Dr. Çınar, "Üretim maliyetleri artarken, lojistik maliyetleri de yükselecek. Bu durum ise domatesten otomobile kadar her türlü ürünün fiyatına yansıyacaktır." şeklinde ekledi.

ÇİN EKONOMİSİ DE TEHLİKE ALTINDA
Çınar, krizin en fazla etkileyebileceği ülkelerden birinin de Çin olduğunu belirtti ve "Çin, toplam enerji ihtiyacının yüzde 70’inden fazlasını ithal eden bir ülke. İthalat yollarında yaşanan aksaklıklar, doğrudan Çin’in üretim maliyetlerini etkiliyor." şeklinde konuştu.
Ortadoğu'daki gelişmelerin sadece kısa süreli bir kriz değil, aynı zamanda uzun vadeli bir jeopolitik değişimin parçası olduğunu belirten Çınar, "Orta Doğu’da yeniden bir yapılandırma yaşanıyor. Bu süreç hemen olmayacak ama yeni ekonomik düzenlerin kurulması bekleniyor." dedi.

TÜRKİYE FIRSATLARA AÇIK BİR KONUMDA
Çınar, Türkiye'nin coğrafi yapısının önemli bir avantaj sunduğunu belirterek, "Batı’ya yakınlığımız sayesinde Türkiye, tedarik zincirlerinde önemli bir rol oynayabilir. Savaş üzerinden fırsat yaratmak doğru olmasa da mevcut bir gerçeklik var. Türkiye’nin Batı için daha güçlü bir tedarikçi haline gelme potansiyeli söz konusu." dedi. Tedarik zincirlerinin yeniden şeklendiği bu dönemde Türkiye’nin öne çıkarak fırsatlar yakalayabileceğini ifade etti.

ABD STRATEJİK PLANLAMALAR YAPIYOR
ABD ekonomisinin savaş dönemlerinde daha az zarar gördüğüne dair bir soruya yanıt veren Çınar, "Amerika’da başkan değişse de hedefler değişmez. Amerika, oldukça stratejik bir şekilde hareket ediyor. Güçlü bir ekonomi ve savunma sanayine sahip ve kaynaklarını verimli kullanıyor. Bu sebeple, bu tür süreçleri diğer ülkelere kıyasla daha az kayıpla geçirebiliyor." şeklinde ifade etti.